Editörün Seçtikleri Sinema

2017’de Kaçırdığınız En İyi 12 Gay Filmi

GMag
Yazar: GMag

cinsel film yapımı artık “ana akım” ilerlemeye mecbur değil çünkü son birkaç yıldır en iyi yeni filmler gay filmleri oldu. Sinema tarihinde ilk kez film kültürüne hakim olan “kuir” sinemanın bu ilerlemesinin günümüzde yaşanması ise bir ayrıcalık.

Ancak bu on iki öncü film, medyanın dikkatini en çok çeken filmler değil. Eşcinsel deneyim veya gay filmleri ile ilgilenen herkes, ana akım medyanın eşcinsel filmleri “farklı” olarak göstererek, eşcinselliği kategorize etmeye ve bundan faydalanmaya çalıştığını biliyor. Her bir ilerlemeyi bir dönüm noktası olarak göstermelerinin ise aslında bu filmlerin nihayet medyanın kayıtsızlığını kırmalarından kaynaklandığının farkında.

Hollywood film endüstrisi 1920lerden bu yana yaşanan en büyük cinsel paniği yaşarken, önceden korkak homofobik eleştirmenler tarafından sürekli kenara itilen eşcinsel film yapımcıları, sadece insanlar arasında insan olmakla ilgilenen filmler yapmaya istikrarlı bir şekilde devam ettiler.

Bu on iki muhteşem filmin her biri, Hollywood’un romantizm kimliğine bürünmüş küçümseyici yaklaşımını aşıyor. Bunun yerine, sosyal tırmanışın ve narsistik bir kendini pohpohlama durumunun ötesine geçen ortak bir düşünceyi paylaşıyorlar: Birbirini tanımak için önce kendini tanı. 

1- A Quiet Passion

Şair Emily Dickinson’un biyografisi A Quiet Passion adlı filmin yönetmenliğini Terence Davies yaparken, başrollerinde ise Cynthia Nixon, Jennifer Ehle ve Keith Carradine oynuyor. Cinsel olarak gizli fakat aynı zamanda stil açısından cesur bir tavırla Davies, kendi eşcinsel kişiliğinin yaratıcılığını ve tecrübesinin maneviyatını itiraf ediyor.

2-  Paris: 05:59: Theo & Hugo

Yönetmenliğini Olivier Ducastel ve Jacques Martineau’nun yaptığı Paris: 05:59: Theo & Hugo, Geoffrey Couet ve Francois Nambot tarafından hayata geçirilen duygusal yakınlığı ve PREP dönemi bilinçliliğiyle tam anlamıyla yılın aşk hikayesi.

3- Four Days in France

Jerome Reybaud’un Four Days in France’i romantik bir ayrılığı, deneyimlerini paylaşan iki erkek (Pascal Cervo, Arthur Iqual) ve ikonografik ülke kadınları (Marie France, Fabienne Babe, Nathalie Richard, Laetitia Dosch) arasında kişisel, ulusal ve kültürel birliğin yeniden keşfine dönüştürüyor.

4- Staying Vertical

Staying Vertical ile Alain Guiraudie, toplumun, ebeveyn olma arzusunu duyan gay bir erkeğe karşı ikiyüzlülüğüne meydan okuyor.

5- My Life as a Zucchini

My Life as a Zucchini yılın en iyi animasyonu. Yönetmen Claude Barras ve senaryo yazarı Celine Sciamma’nın, çocuksu saflığı, eşcinsel masumiyet ve özfarkındalığına uyguladıkları harika bir film. Bunlar, Pixar’da asla bulamayacağınız şeyler.

6- Frantz

Francois Ozon’nun “Öldürdüğüm Adam”ın bir uyarlaması olarak yönettiği Frantz, I. Dünya Savaşı anıtını güçlü bir kardeşlik tutkusunua dönüştürüyor.

7- The Assignment

The Assignment, cinsiyet tartışmalarının varoluşçu bir muamma haline geldiği mükemmel bir film.

8- BPM

Robin Campillo’nun yönettiği BPM, adeta 80lerin Paris’indeki AIDS aktivizmi için yapılmış epik bir geçit töreni. Duygu, kişilik ve politika yelpazesi aynı anda hem trajik hem sevindirici.

9- Tom of Island

Tom of Finland, Dome Karukoski‘nin gay erotizmin simgesi haline gelmiş bir erkek hakkındaki anında klasikleşen biyografisi.

10- The Ornithologist

The Ornithologist ile Joao Pedro Rodrigue, eşcinsel maneviyatı keşfediyor. Metaforik anlamda vahşi yaşamda gerçek üstü bir yolculuğa çıkmış olan bilim insanını ise Paul Hamy canlandırıyor.

11- God’s Own Country

Francis Lee’nin God’s Own Country’si Yorkshire’lı bir çoban ile bir Rumen göçmenin şanssız romantizmini anlatıyor. Kesinlikle yılın en iyi ikinci aşk filmi.

12- Dream Boat

Tristan Ferland Milewski Dream Boat ile, eşcinsel bir zevk gezisi ile ilgili bir belgeseli, gay erkek arzusu ve hoşnutsuzlukları üzerine soyut, stilize ve şaşırtıcı derecede duyarlı bir meditasyona dönüştüyor.

OK_Jel_AnaBanner

Yorum Yaz