Köşe Yazıları

Ece Erken’e Açık Mektup: Nerede Gülecektik Ece?

Haber merkezinde çalışırken gündem toplantılarında çömez bir haberci imajı sergilemeyeyim diye bir ihbarı ya da bir haber olgusunu iki kez sorgulamadan (double check) müdürlere sunmak ancak bir ahmağın yapacağı işti. Utanırdık ve o dönem utanan insanların yüzleri kızarabiliyordu.

Uzun zamandır sabahları erken uyandığım için günlük rutinlerimi tamamladıktan sonra taraflı haber havuzundan magazinlere atlıyorum. Bir süredir Beyaz Tv’de yayınlanan ‘Söylemezsem Olmaz’ı izliyorum. Tüm cahil cesaretiyle fikir bahislerine katılmaktan çekinmeyen, düşkün edebi seviyeli, amiyane türkücü ahlak polisi Nihat doğan’ın küçük kız çocuklarını alıkoymak suçundan programdan şutlanmasından sonra, mahallenin namus bekçileri Ece Erken ve Bircan Bali (bu arada 5490 sayılı kanunla mahkeme kararına ihtiyaç duymadan soyadı değişikliği artık yapılabiliyor) gönderilen partnerleri hakkında önce bir tek kelime dahi etmezken sonra mecbur kalıyor olsalar gerek ki, “konuşurlarsa Doğan için hiç de hoş olmayacağı” yönünde tehditler savuruyor. E hani 15 gün öncesine kadar birbirlerinizin evlerinden çıkmıyordunuz? Bilirim para çok tatlıdır. Bu noktaya kadar karakterleri hakkında diyecek sözüm yok. Ama şimdi yazacaklarım asıl önemli mesele.

Nerede gülecektik Ece?

Yıllarca pek çok LGBTİ bireyle yakın temaslarda bulunmuş, kimilerini kendine kanka yapmış Ece Erken, birbirine sarılmış iki kadının (Didem Soydan ve kız arkadaşı) pozunu ekrandan aktarırken biseksüel diyemedi. Diyemediği gibi de o pis gülüşünü kondurdu fotoğrafın üstüne.

Nerede gülecektik Ece? Senin için ayıp ya da dalga konusu olduğunu düşünüyorsan niçin hala hayatındalar? Diyelim ki hayvan katliamlarının, çocuk tecavüzlerinin, töre evliliklerinin ekranlara taşınmasında hiçbir beis görmeyen RTÜK, biseksüel (!) demene izin vermedi. Peki o zaman sormaz mısın kendine neden bu fotoğrafı izleyiciye gösteriyorum? Amacın ne? Olay sandığın şey hakkında doğru, dürüst ve açık bir şekilde fikir beyan edemeyeceksen (icra ettiğiniz mesleği halen anlamış değilim) niçin canlı yayında konuşmaya çalışıyorsun? Kaş yapayım derken göz çıkardığın her sabahki gibi bir sabahta kime oynuyorsun? Tedavülden kalkmış bitik hareketlerine “bitik” dediğimizde kızıyorsun. Peki sen hangi akla güveniyorsun? Tazminat tehditleri falan. Neyin tazminatı? İşlenen suç ne? Ne diyeceksin mahkemede; “hakim bey bana bitik dediler” ? Ah be kızım, keşke tehdit etmeden evvel bir bilene danışsaydın da “bitik”lik ile hiçbir mesafe katedemeyeceğini öğrenseydin. (TCK 301/3 Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz) Mahkemeler, davalar, yargı sadece senin için değil bizim için de!

Onur ve görgüsü olan kişiler, yanlış anlaşıldıklarını düşündüklerinde erdemli bir hareket olan özür dilemeyi tercih ederler. Ama erdem, kelime hazneleri eriyip bitip telaşa düşen kimi kadınlarda (eğer bir de çocuk sahibi ise tabii) “her şeyden önce ben bir anneyim!” sömürüsünün feryadı olur, bu hep böyledir.

Çocuğuna hayvan sevgisini öğret!

Dili ve aklı olan her birey kendini savunabilir ama hayvanlar savunamaz. Lütfen sokak hayvanlarını rahat bırak! Sen iyilik ettiğini düşünsen de bırak etme. Başka curcunalı konularına bak sen. Seninki iyilik değil daha da kötüsü yayın yaptığın kanalın izleyici kitlesine hedef göstermek, onları hayvanlara karşı gaza getirmek durumu. Evet, tam olarak hemen her gün yaptığın şeyin adı bu: Nefret suçu.

“Bazı insanlar daha iyi bir yüzyılda yaşamayı hak eder. Çünkü iyilik, her zaman galip gelmez” demiş yazar.

Ben, şahsen bizzat ve kendim için, aynı zamanda ailem, dost ve arkadaşlarım için böyle düşünüyorum. Daha iyi insanlarla bir arada olabilirdik ama gidecek başka bir yerimiz yok, ve siz buna alışacaksınız çünkü buradayız.

Başkalarının yaşadıkları hayatlar hakkında sürekli olarak tenkit ve yorumlarda bulunup farklılıkları gözeterek halkı açıkça kin ve düşmanlığa tahrik etmek ceza kanunumuza göre suç ve bu suç Türkiye televizyonlarında hemen her gün alenen işleniyor. Elbet bir gün birileri buna dur diyecektir.

Baltasar Gracian’ın felsefi aforizmalarından biriyle noktalayayım.

“Onursuz insanlara karşı zafer kazanmaktansa, onurlu insanlarla anlaşmazlık yaşamayı tercih ederim.”

Sevgiler,

Taylan Efe Çeki

 

Yorum Yaz