Köşe Yazıları

Sadece Türkiye’de Yaşayan Eşcinsellerin Anlayabileceği 7 Durum

Şekspir
Yazar: Şekspir

Herkesin hayatı, yaşadığı sosyal çevre ve o çevre içinde yaşadıkları farklı. Aslında dünyanın bir çok yerinde benzer şeyler yaşanabiliyor ancak bazı durumlar var ki, o durumlarda sanki daha çok Türkiye’de karşılaşıyoruz. Bu galerimizde sadece genel gözlemlerimizi paylaştık, darılmaca yok.

1) Herkesin durumu aynı olmamakla beraber sık sık “ben çok gizliyim” cümlesiyle karşılaşmak.

Tüm dünyada örnekleri görülse de, Türkiye’de en çok karşılaştığımız durumlardan biri bu. Aile, sosyal çevre, inanç ya da kişinin kendini kabullenememesinden kaynaklı bu sözleri sıklıkla duymaya alıştık. “Ben çok gizliyim”, “Ailem/Arkadaşlarım beni bilmiyor”, “Bu benim özel hayatım kimseyi ilgilendirmez” en çok duyduğumuz cümleler arasında. O zaman da aklımıza şu geliyor; acaba heteroseksüel olsaydın, kız/erkek arkadaşın olduğunu bu denli saklar mıydın? 

2) LGBT’lere verilmeyen yasal haklar yüzünden çoğu zaman dışlanmış hissetmek.

Hepimizin içinde kanayan en büyük yaralardan biri de bu olsa gerek. Diyelim ki sevgilimiz var, ama evlilik ya da yasal partnerlik gibi haklarımız yok, çocuk evlat edinemiyoruz, ortak mal edinemiyoruz. Yasal olarak geçerli statü alamadığımız için partnerimize bir şey olsa hastanede yanında bile kalamıyoruz ve buna benzer bir sürü şey. Diğer taraftan heteroseksüel çiftler bu hakların hepsine sahip.

 3) Ülkemizin bazı bölgelerindeki adet, gelenek ve görenek yapısından ötürü, heteroseksüel ilişki/evlilik yaşamak zorunda kalmak.

Bu, Türkiye’de sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri. Gelenekler, muhafazakar aile yapısı ve mahalle baskısı yüzünden bazı LGBT’ler zorla evlenmeye mecbur ediliyor ya da kendilerini gizlemek ve “normal” bir hayat sürmek için evlenmek zorunda kalabiliyor. 

4) Eşcinsel olduğunu açıkladığında, toplumun büyük bir kısmının eğitimsizliğinden ötürü, şimdi sizin ilişkinizde kim kadın kim erkek? hesapları kim ödüyor? mesela bu trip atma durumu sizde nasıl oluyor? gibi sorulara/yorumlara maruz kalmak.

Bu soruları trajikomik sorular silsilesi olarak da adlandırabiliriz: Abi şimdi hanginiz kadın hanginiz erkek? Hanginiz naz yapıyor? Mesela diyelim kavga ettiniz, hanginiz hanginize çiçek alıyor? Şimdi sen bu kıza/çocuğa bakınca hiçbir şey hissetmiyor musun? Annen seni kız/erkek gibi mi yetiştirdi? Kötü bir çocukluk mu geçirdin? Yanlış anlama (!) ama tacize falan mı uğradın? Karşı cinsten kimseyi bulamadığın için mi böyle oldun? Sonuçta bu senin tercihin (!) kimseyi ilgilendirmez!, Benim için hiç önemli değil, sen de bir insansın sonuçta! Yazmakla bitmez! Ama bu cümlelerden birini veya bir kaçını muhakkak duymuşuzdur değil mi? 

5) LGBT topluluğu içinde ben aktifim, gay değilim v.b gibi SAÇMA şeyler duymak.

Zaman içinde bu ibareyi daha az duysak da, kendi topluluğumuz içinde aktif olunca gay olmayacağını düşünen, eşcinselliği dönemsel bir durum gibi gören, ben sadece eğleniyorum ileride “normal” bir evlilik yapacağım diyenleri hala duyuyoruz. Ve size cevabımız;

6) Tüm dünyada yaşanmakla beraber, ne yazık eğitim seviyesi düşük ülkelerde daha sık karşılaşılan homofobik/transfobik şiddet ve cinayet haberlerine maruz kalmak.

Ülke yönetiminin de etkisiyle, özellikle son dönemlerde artan şiddet olaylarına tanıklık etmek zorunda bırakılıyoruz. 

7) Tüm LGBT dünyasını bir araya getiren Onur Yürüyüşü‘nü yapamamak!

Bir çoğunuzun bildiği üzere son 3 yıldır Onur Yürüyüşü’ne izin verilmiyor.

Her ne olursa olsun hayat bizim hayatımız, hayat sevgi dolu, tüm olumsuzluklara karşı inanıyoruz ki evrensel sevgi / aşk kazanacak!

OK_Jel_AnaBanner

Yorum Yaz