fbpx   .  

Bağımsız Trans İnisiyatifi’nden Onur Yürüyüşü’ne Boykot

LGBTİ Onur Haftası’nın heyecanı hepimizi sarmışken, Bağımsız Trans İnsiyatifi’nden “Marjinallerin Yürüyüşü’ne Katılmıyoruz” başlığıyla zehir zemberek bir yazı geldi. Bazı LGBTİ derneklerine ağır eleştiriler içeren bu yazıyı, tarafsız yayın ilkelerimiz gereği virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz:

Türkiye’de yıllardır bir avuç marjinal azınlığın tekelinde bulunan LGBTİ mücadelesi ne yazık ki yerinde saymakta, bu kitleye yönelik hak ihlalleri ise azalmak bir yana giderek artmaktadır. Üstelik, Avrupa Birliği, çeşitli Avrupa büyük elçilikleri, Dünya Bankası vb uluslararası örgüt ve devletlerin maddi desteklerine ve bu destek sayesinde giderek sayıları artan derneklere rağmen. Peki bu dernek enflasyonu ve maddi desteklere karşın, neden bir adım öne çıkamıyoruz ? LGBTİ bireyler hak ettikleri onurlu yaşamı bir türlü elde edemedikleri gibi, buna karşın bir takım odaklarca geliştirilen nefret söylemleri günden güne neden artmakta ? Can alıcı soru da bu zaten.

Türkiye’de LGBTİ denilen kitle, farklı cinsel kimlik ve eğilimlerine karşın, sosyo-kültürel ve aidiyet anlamında ülkenin genel nüfusundan farklı bir yerde değil. Kısacası genel anlamda Türkiyeli vatandaşların bir izdüşümünden ibaret aslında. Ancak bu gerçeğe rağmen LGBTİ mücadeleyi resmi ve uluslararası alanda tekeline almış olan dernek ve oluşumlar, ısrarla bu gerçeği gözardı edip, “marjinal” siyasette devam etmektedir. Bir noktadan sonra Kürt siyasetinin bu tuzağın farkına varıp araya bir set çekmesi dikkatlerden kaçmazken, genel anlamda da Türkiye toplumu ve siyasetinin de benzer bir önlem almasının vakti geldi de geçiyor. Sistem ve derneklerin yıkıcı siyaseti arasında sıkışıp kalan LGBTİ tabandan artık isyan sesleri yükseliyor. Özellikle trans bireyler arasında yoğun olarak görülen bu itiraz ve talepler, Onur Yürüyüşü tartışmalarıyla zirveye ulaşmış durumda.

 

Türkiye’de transfobi yok!

Kim ne derse desin bu ülkede Batı’da geçmişte ve günümüzde yaşandığı ve algılandığı anlamda bir “transfobi” yoktur! Türkiye’de iş alanlarında ayrımcılığa uğrayan, dışlanan translar ve LGBTİ bireylerin birtakım sorunları vardır ki, bunlar da, halktan değil tamamen SİSTEM’den kaynaklanmaktadır. Zeki Müren’in devlet töreniyle uğurlandığı, Bülent Ersoy’un muhafazakar Urfalı kadınlar tarafından neredeyse kutsandığı, İhsan Hala’nın Ege’nin bir köyünde tavuk besleyerek yaşadığı bir ülkede kimse bize transfobiden dem vurmasın! Elbette ayıplama var, elbette dışlama var; ama bunlar da kesinlikle fobi düzeyinde değildir. 12 Eylül darbesi ideolojisinin her alandaki baskıcı tekçi zihniyetinden kaynaklanan sorunlarımız var sadece. Bu sorunlar darbe rejimi ve onun uzantısı politikaların trans bireyleri seks işçiliğine ve kaderine terk etmesiyle oluşan sorunlardır. Dikkat edilirse öldürülen trans bireylerin neredeyse tamamı ya müşterileri ya da sevgilileri tarafından öldürülmekte ya da çalışma alanlarının yarattığı etkenler nedeni ile hayatlarını kaybetmekteler.

Amaçları bizi gettolara sürmek.

Bugün o çok yücelltiğimiz AB’de bile -ki orada kazanılan haklar elbette bizim için de örnektir ve değerlidir- elde edilen evlilik hakkına rağmen LGBTİ bireyler tolumsal yaşamdan izole olmuş gettolaşmışlardır. Oysa Türkiye’de her şeye rağmen henüz bu tür bir gettolaşmaya mahkum edilmiş sayılmayız. Ancak bu derneklerin yanlış siyaseti sayesinde korkarız ki, giderek o yöne doğru itilmekteyiz.

Bu ülkede LGBTİ mücadelesini tekelinde bulunduran dernekler, şunu o oryantalist beyinlerinize sokun:

Türkiye LGBTİ mücadelesi;

  • Ezilen Kürt LGBTİ bireyin de mücadelesidir ama Kürt mücadelesi değildir.
  • Dışlanan inançsız LGBTİ’nin de mücadelesidir ama ateizm mücadelesi değildir.
  • Her türlü yerleşik yanlış dini algıları yıkma mücadelesidir, ama din karşıtı bir mücadele değildir.
  • Ahlakçı bir mücadele değildir, ama “kendi toplumunun ahlak değerlerine saygılı bir mücadeledir. Bu açıdan bakıldığında LGBTİ mücadele ahlakçı değil, ahlaklı bir mücadeledir.
  • Ve en önemlisi, bu mücadele, gxx-kıç açma, alakasız eylemlerde öpüşme mücadelesi değil, Uludere’de suçsuz yere bombalanan gençlerin, Soma’da yer altında ölüme terk edilen madenci işçinin, tecavüz edilip hunharca öldürülen Özgecanlar’ın da mücadelesidir aynı zamanda.
  • Biz toplumumuzla didişmenin değil, uzlaşmanın mücadelesini veriyoruz. Biz bir savaş veriyorsak bu “sistem”ledir, toplumla değil.

Onur Yürüyüşü’ne katılmıyoruz!

İşte o yüzdendir ki, söz konusu derneklerin ve güdümlerindeki komitenin düzenlediği bu seneki 6. Trans Onur Yürüyüşü’ne katılmadık. Üstelik yürüyüşü erteleme veya her zamankinden farklı bir atmosferde düzenleme noktasındaki tüm ısrarlarımız da ne yazık ki, yine dikkate alınmadı.

Üzülerek gördük ki, transların neredeyse hiç katılmadığı bu yürüyüşü de tahmin ettiğimiz gibi yine yakışıksız bir takım şovlara teslim ettiler. Toplumun içinde bulunduğu “manevi iklim” bir yana, bizim asıl mücadelemizi bile gölgede bırakacak görüntülere yer verdiler. Böyle davranarak, hem eşcinsel ve trans bireylere yönelik sürekli nefret dili kullanan bir takım basın organlarının ellerine bulunmaz kozlar verdiler, hem de ne yazık ki toplum nezdinde antipati toplamamıza neden oldular. Onur yürüyüşüne külotla katıldılar, yetmedi üstüne bir de “Külotsuz Parti” düzenlediler.

İşte bu sebeplerden dolayı önümüzdeki pazar gerçekleştirilecek olan büyük LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne de katılmıyoruz. Yürüyüşü düzenleyen ve derneklerden bağımsız hareket edemeyen komiteye, önümüzdeki sene bizim de önerilerimizi dikkate almadığı taktirde, yine katılmayacağımızı buradan duyuruyoruz.

Unutmayın, biz yoksak, çok eksiksiniz!

Bağımsız Trans İnsiyatifi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.