Esmeray ile Sokakta!

Digiqole ad

http://www.youtube.com/watch?v=bHuHiZRRISk

Size hiç beklemediğiniz bir sokak röportajı ile geliyorum bu sefer. Sizin beklemenize imkan yok çünkü bunu ben de beklemiyordum. Blog yeni ya, havalı olsun diye “IDAHOT 2014” İstanbul etkinlikleri kapsamında düzenlenen panele katılan milletvekili Melda Onur ile söyleşecektim günün anlam ve önemini. Olur mu ayol? Esmeray dururken! Melda Onur’un oluşu duruşu başka bir yazı konusu. Kendisine bayıldık ama önce IDAHOT ne? Esmeray kim?

IDAHOT, Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gün’ün İngilizce kısaltması. Dünya Sağlık Örgütü’nün eşcinselliği ruhsal bozukluk listesinden çıkardığı gün olan 17 Mayıs’ı temel alıyor ve dünya üzerinde yaklaşık 120 ülkede her yıl çeşitli etkinliklerle eda ediliyor. Hollanda Dışişleri Bakanlığı da uluslararası insan hakları politikası gereği konunun yılmaz destekçisi. Dünya genelindeki “onur haftaları”nın da başlangıcı sayıyorlar bu günü. Bu yıl Hollanda Baskonsolosluğu ve SPoD (http://www.spod.org.tr/) işbirliği ile The Hall İstanbul’da bir dizi etkinlik düzenlendi. Detaylar için SPoD’un sitesine bakabilirsiniz.

Esmeray trans kadın bir performans sanatçısı. Kendisi seks işçiliği yapmayı reddedip Beyoğlu’nda midye satarken her türlü kamusal tacize de maruz kalmış bir emekçi. O, öncü bir oyuncu! 17 Mayıs günü o da yeni oyunundan bir bölüm sahneledi. Onun oyunu da aklıma benim trans kadınlarla karşılaşmalarımı getirdi.

Yıllar önce Akmerkez’de bir dükkanın köşesini dönerken ulusal Diva’mız ile karşılaşmamı ve onun aurası ile bir anda kendimi duvara yapışıp ona yol açıyor halde bulmamı saymazsak ilk ciddi trans kadın “muhabbet”im Beşiktaş’ta yaşarken oldu. Bir Pazar sabahı 100 gr peynir, bir avuç da zeytin almak için bakkala gitmiştim. Serpme köy kahvaltısı değil canım öğrenci menüsü:) Bakkal amca ne vereyim kardeşime demek için bana yöneldiğinde “sıra benimdi” diyen, tınısından tam olarak hangi cinsiyete ait olduğunu anlayamadığım bir sesle bana çemkiren kişiyi gördüm. Aaa bildiğin abla! “Çok pardon dedim, ben sizi fark etmedim. Beyefendi de bana sorunca. Buyrun lütfen. Benim acelem de yok zaten.” “Çok mersi” dedi saçını atarak. Bakkal amcaya siparişini vermeden önce de pırıl pırıl bir bakış attı bana. O bakışı şöyle okudum ben: “Teşekkürler kardeşim! Beni ötekileştiren, önce becerip sonra darp eden, gasp eden ve dahi öldüren erkeklerden olmadığın için! Hakkıma saygı gösterdiğin için!”. Belki de düpedüz iş atmıştı! Ne bileyim ben?

Bir diğer hatırı sayılır karşılaşma da Harbiye’de yaşarken oldu. 2012 senesinin bir yaz gecesiydi. Cumartesi. Evdeki nevale bitince gece açık olan büfeye gidiyordum arkadaşımla. Dünya güzeli bir ablayı siyahi bir arkadaşla anlaşmaya çalışırken gördüm. Abla İngilizce bilmediği için zorlanıyorladı. Bizim gibi temiz tipleri görünce abla seslendi bize “kızzz, bunun dilinden anlıyonuz mu siz?” Anlarım diyerek tercümeye giriştim:) Ne konuşulduğunu burada yazamam:) Zaten o sırada polis gelse kimseye bir şey olmaz ama beni fuhuşa aracılıktan içeri alırlardı herhalde:) Siyahi arkadaş tarifeyi yüksek buldu ve gitti. Biz de çakır keyif kafayla sokaklar, çalışma koşulları vs başladık muhabbete. “Kız” dedi yarın trans onur yürüyüşü var. Gelsenize”. “Geliriz abla” dedik de yanındaki diğer kız “gelmez ayol bunlar baksana conconlar” dedi. Biz de “wallahi geliriz, tillahi yürürüz” filan diyerek ayrıldık yanlarından. Concon’u ben “züppe” gibi bir şey sanmıştım. Meğer Kelavca’da bildiğin “t.şak” demekmiş! Sonradan öğrendim. Ve abla haklıydı. O yürüyüşe gitmedik! Ama geçen yıl Dora Kuşadası’nda katledildiğinde “yeter” demek için iş arkadaşım Leyla ile biz de yürüdük İstiklal’de. Transgender Europe, 2013’te dünyada 238, son beş senede 1374 trans bireyin nefret cinayetleri nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Avrupa’da en çok trans cinayetinin işlendiği ülke ise Türkiye. Durum ciddi, o yüzden de 17 mayıs hakkında bilinç uyandırmak da önemli.

Ben tüm bunları ve aslında ülkemizde yaşadığımız birçok sorunu “ifade özgürlüğü” anlayışının sakat algısına bağlıyorum. Herkes için her şekilde ve en geniş tanımı ile ifade özgürlüğünü kabul edip içselleştirmediğimiz sürece çözemeyeceğiz sorunlarımızı. Örneğin kendi isteği ve dini yönelimi ile başını örten kadının da kamuda çalışabilmesini savunurken cinsel yönelimi nedeniyle kadın olmuş bir trans bireyin de aynı hakka sahip olmasını savunabilmeliyiz. Tamam benim mezhebim de geniş olabilir iflah olmaz bir liboş olarak ama özgürlükten kim ölmüş? “Ama”sız bir özgürlük bizi iyiye, güzele götüren değişime sebep olur.

Unutmayalım hiç!: Özgürlük dönüştürür, muhafazakarlık dövüştürür!

Hadi röportajı izleyin. Sonra da Bülent Ersoy’dan “Kıskanmak Yok” şarkısını dinleyin! Yavrum havaya bak! Ablalarcaaaa!

Röportaj ilk olarak allatuna.tumblr.com adresinde yayınlanmıştır.

Recep Tuna

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Paylaşımlar
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Pin