fbpx   .  

7. Baki Koşar Kültür Sanat Festivali Başlıyor!

İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin bu yıl yedincisini düzenlediği “Baki Koşar Kültür Sanat Festivali” ekibinden Metin Akdemir ve Yavuz Cingöz‘le hem festival ekibini, hazırlıkları, hem de festivali konuştuk. Bu keyifli sohbeti kahvenizi alıp keyifle okuyabilirsiniz.

Öncelikle festival ile ilgili bilgi vermek gerekirse, Baki Koşar’ı hepimiz yakından tanıyoruz GayMag okurlarından elbet bilmeyen vardır, acaba Baki Koşar Kültür ve Sanat Festivali’nin çıkışı nasıl oldu, nasıl karar verdiniz?

 

Siyah Pembe Üçgen İzmir 2009’da Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası’nı düzenlemeye, dernekleşme sürecinden önce başlamıştı. Hem nefret cinayeti ile öldürülmüş olan gazeteci-yazar Baki Koşar’ın ölüm tarihine, hem de dernekleştiğimiz güne denk gelen 20 Şubat’ı içine alan haftada her yıl bu organizasyonu yapıyoruz. 6 yıl boyunca nefret suçları ile mücadele haftası derken bu yıl ilk kez kültür ve sanat festivali ismiyle bu haftayı düzenliyoruz. Kültür ve sanatın değiştiren, özgürleştiren ve alan yaratan gücüne sırtımızı dayıyoruz. LGBTİ aktivizmini kültür ve sanatın pratikte daha çok güçlendireceğine inanıyoruz.

LGBTİ’lerin Türkiye’nin pek çok yerinde örgütlü olmaları gerçekten çok iyi bir durum bence, Siyah Pembe Üçgen İzmir’den biraz bahsedebilir misin?

2001 yılında internet üzerinden örgütlenerek bir araya gelen bir grup eşcinselin kurduğu İzmir Eşcinsel Kültür Grubu, Nazilerin pembe üçgen işaretleri ile etiketlediği ve öldürdüğü on binlerce eşcinselin bu damgasını, bir özgürlük ve mücadele ikonuna dönüştürerek, örgütlenmesine “Pembe Üçgen İzmir” adı ile devam etmiştir. 2004 yılında fikir ayrılıkları ve sabit bir yerinin olmaması nedeniyle dağılan topluluk 2006 yılında STGM’nin finanse ettiği LGBT Platformu girişiminde “Kaos GL İzmir” ismi ile yer almıştır. Ankara’da 1994 yılından beri faal olan Kaos GL dergisinin çevresinde örgütlenmeye işaret eden ve aslında bu örgütün bir şubesi olmayan Kaos GL İzmir, tüzel kişilik almak istemesi ve bağışların bir mekan tutmaya yettiği bir zamanda “Siyah Pembe Üçgen” ismini almıştır. Siyah Pembe Üçgen, İzmir İl Dernekler Müdürlüğü’ne tüzüğünü teslim ettikten kısa bir süre sonra, Dernekler İl Müdürlüğü’nün genel ahlaka ve aile kurumunun korunmasına aykırı bulduğu için dernek hakkındaki kapatılma talebi, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilip dava açılmış̧ ve 4 duruşmanın sonrasında da davanın reddedilmesine karar verilmiştir. Siyah Pembe Üçgen İzmir, 2009 yılında resmen dernekleşmiştir. Dernekleşmenin ardından hızla, siyasal alanda temsiliyetimizi güçlendirmek ve anayasal haklarımız için bir eylemlilik niteliği taşıyan “10’da Var mıyım?”, kendi tarihimizi yazmak için giriştiğimiz “80’lerde Lubunya Olmak” ve “90’larda Lubunya Olmak” kitapları başta olmak üzere çok sayıda yayına imza attık, hukuk, medya, sağlık ve farkındalık çalışmaları ile yoğun bir tempoda faaliyetlermizi sürdürdük, sürdürüyoruz.

Kültür ve Sanat Festivali düzenlemek zaten Türkiye gibi bir ülkede zor bir işken, bir de LGBTİ mevzusu girince daha zor olmuyor mu? Bu etkinliklerin fonlanması ya da sponsor bulunması, zaten herkesin “lüks” olarak gördüğü kültür sanat alanında zor olmuyor mu?

Öncelikle hem dernek çalışanları hem de gönüllülerden oluşan küçük bir ekip ile haftayı kotarıyoruz. Bütçemiz, az ya da çok, haftanın oluşmasına katkı sağlayan ekibin tutkusu çoğu zaman para ile çözeceğimiz şeylerin de ötesine geçiyor. Kara Pembe Karşı Sanat Kolektifi isimli bir ekip poster, video, ödül heykelciği gibi önemli işleri -bütçesiz- hallediyor. Hatta önceki yıllarda herhangi bir kurumdan fon almadan haftayı organize etmeyi başarmıştık. Salon sağlayan kurumlar, panelistler gönüllülükle katkı sunuyorlar. Bunlara ek olarak bu yıl bize destek olan sivil toplum örgütleri, belediyeler, uluslararası fonların katkısı çok kıymetli.

Festival’den biraz bahsedecek olursak, bu yılki temanız “Çokluk”, bu kapsamda neler yapacaksınız ve neden çokluk temasını seçtiniz?

Queer’in açtığı yeni dalgadan da beslenen “çokluk” bu bağlamda son dönemde daha çok kullanımda olan kavram. Queer çokluklar, farklı cinsiyet normlarını, tekil okumaların ötesine taşıyarak aktivizmi gündelik hayatın içinde görünür kıldı. Her birimizin birbirimizden farklı olduğu, biricik olduğundan hareketle feminizmin de dediği gibi farklıyız ve farklılığımızla güzeliz inancını çokluk kavramı destekler oldu. Bununla birlikte kimlik politikalarında yükselen çokkültürlülük dalgasına alternatif geliştirdiğini de düşünüyoruz çokluğun.

Yıllar önce 10’larla ifade edilen kişiler şu anda binler hatta on binlere ulaşmış durumda LGBTİ mücadelesinde, peki siz başladığınız günden bu yana değerlendirecek olursanız bu gelişmeyi Baki Koşar Kültür ve Sanat Festivali açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Aynı katılım artışı, insanların dahil olma isteği sizin için de arttı diyebilir miyiz?

Geçtiğimiz yıl İzmir’de ikinci kez Onur Yürüşü düzenlendi. Yaklaşık 3000 kişi beraber yürüdük. Aslında “çokluk”a belki buradan da bakabiliriz -sayıca çokluk değil ama kastımız. Gündelik hayatta pek de bir araya gelme imkanı olmayan kişililer yan yana  geliyor ve farklı ya da aynı nedenle yürüyorlar. O çeşitlilik, çokluk her alana sirayet ediyor. Gün geçtikçe büyüyen bir hareket olduğumuz aşikar. İzmir de LGBTİ hareketin hızlanan hareketinden etkileniyor elbette. 6 yıl boyunca ilginin gitgide arttığını, salonların dolduğunu görüyoruz. Sayısal olarak çoğalmamızdan ziyade, daha tutkulu, cesaretli katılımcıların olduğunu görüyoruz.

IMAG0428Festivaldeki oturumlar, paneller, söyleşiler, etkinliklerden biraz bahsedebilir misin?

Farklı disiplinlerden konuşmacıların olduğu paneller, film gösterimleri, tiyatro ve sergilerle çokluk kavramının içini dışını birlikte konuşmak istiyoruz. Bu yıl bizim için en heyecanlı haber fotoğraf sanatçısı Danielle Levitt’in fotoğraf sergisi. Wonderland Project: Radical Faeries isimli sergi festival boyunca ziyaret edilebilecek. Levitt perilerini “Tanıştığım ve fotoğraflarını çektiğim en yaratıcı, enerjik ve mistik insanlar,” olarak tanımlıyor. Tom Çiftlikte, Velev ki isimli filmlerin dışında bu yıl İf Bağımsız Film Festivali ile yaptığımız ortaklık ile “Yaşamımızdan Hikayeler” isimli filmi göstereceğiz. Bu belgesel film, Yaşamımızdan Hikayeler adını verdikleri projeyle Kenya’da queer olma deneyiminin ne demek olduğunu araştırmaya koyulan bir grup sanatçısının hikayesini anlatıyor. Ayrıca Ayşe Hür ve Serdar Soydan’ın konuşmacı olacağı “Osmanlı’dan Günümüze Lubunyalar” konulu panelde tarihin üstü kapalı bırakılan sayfalarını konuşacağız, aile kavramına queer bir müdahale niteliğindeki “Maaile mi Na-Aile mi?” paneli, bunun dışında Nilgün Toker moderatörlüğündeki ve Tuna Erdem, Begüm Başdaş, Aksu Bora’nın konuşmacı olduğu “Çokluk” paneli ile Buse Kılıçkaya, Ganimet ve Melek Göregenli’nin konuşmacı olduğu “Öğrenilmiş Bir Güçlülük Pratiği Olarak Gullüm” oturumları festivalin temasını ve haftanın neden festivale dönüştüğünü de irdeleyebileceğimiz panellerden. Tevafuk ve Kestirmeden Hikayeler oyunları, Lapsus, Uçan Kedi ve Ruşen Alkar konserleri de festivalin olmazsa olmazlarından, haa Queer Masallar ve Yusuf Eradam’ın Yabancıların Nezaketi etkinliklerini de unutmamak lazım, çok etkinlik var kesin bir şeyleri unuttuk ama…

*Diğer etkinliklerimize de web sayfamızı ziyaret ederek erişebilirsiniz.

7. Baki Koşar Kültür ve Sanat Festivali Programı
20-28 Şubat 2015

20 Şubat Cuma
19:00 Açılış Kokteyli
Danielle Levitt Fotoğraf Sergisi : “Wonderland Project: Radical Faeries“
Konser: “Ruşen Alkar”
Yer: Caffenol Bistro

21 Şubat Cumartesi
15:00 Panel: “Kültürel İncelemeler”
Konuşmacılar: Ruşen Alkar

“Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Erkek Müzisyen ve Kadın İzleyici Etkileşimi: İzmir Kadınlar Matinesi Örneği”, Yavuz Cingöz “Kültürel Aracılık Bağlamında Dana International ve Eurovision”, Gül Yaşartürk “Son Dönem Türk Sinemasında Erkek Olmak ve Baba Oğul İlişkileri”.
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Akdeniz Salonu

17:00 Panel: “Maaile mi Na-aile mi?”
Konuşmacılar: Gülkan Noir, Salih Canova
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Akdeniz Salonu

22 Şubat Pazar
15:00 Panel: “Aileler Açılıyor”
Konuşmacılar: LİSTAG İzmir Aileleri
Yer: Tek Kelime Cafe

23 Şubat Pazartesi

17:00 Belgesel Film Gösterimi: “Trans X İstanbul”
Yer: DESEM Bordo Salon

20:00 Tiyatro Oyunu: “Tevafuk”
Yer: İsmet İnönü Sanat Merkezi

24 Şubat Salı

16:00 Belgesel Film Gösterimi: “Velev Ki”
Yer: DESEM Bordo Salon

18:30 Söyleşi: “Yabancıların Nezaketi” – Yusuf Eradam
Yer: Yakın Kitabevi

25 Şubat Çarşamba
18:30 Film Gösterimi: “Tom Çiftlikte”
Yer: İzmir Fransız Kültür Merkezi

21:00 Tiyatro Oyunu: “Kestirmeden Hikayeler”
Yer: İzmir Fransız Kültür Merkezi

26 Şubat Perşembe
17:00 Atölye: “Kes Yapıştır”
Yer: Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği

19:00 Kuir Masallar: “Bir Varmış Bir Çokmuş” – Argın Kubin
Yer: Tek Kelime Cafe
21:00 Konser: “Lapsus”
Yer: Caffenol Bistro

27 Şubat Cuma
18:00 Panel: “Bir Öğrenilmiş Güçlülük Pratiği olarak Gullüm”
Konuşmacılar: Melek Göregenli, Ganimet, Buse Kılıçkaya
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Akdeniz Salonu

21:00 Siyah Pembe Üçgen Doğum Günü Partisi
Yer: Sardunya Bar

28 Şubat Cumartesi
13:00 Film Gösterimi: “Yaşamımızdan Hikayeler”
*!f İstanbul Özel Gösterimi (bilet satışlı bir gösterim olacaktır)
Yer: Cinemaximum Konak Pier Salon 3
15:00 Panel: “Osmanlı’dan Günümüze Lubunyalar”

Konuşmacılar: Ayşe Hür, Serdar Soydan
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Akdeniz Salonu
17:00 Panel: “Çokluk”
Moderatör: Nilgün Toker
Konuşmacılar: Aksu Bora, Begüm Başdaş, Tuna Erdem
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Akdeniz Salonu

20:00 Baki Koşar Kültür ve Sanat Festivali Ödül Töreni
Konser “Uçan Kedi”
Yer: Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi

Tüm etkinlikler herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.