fbpx   .  

HDP, LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne Saldırıyı Meclise Taşıdı

İstanbul Onur Yürüyüşü’nde polis saldırısını Meclis’e taşıyan HDP’li vekiller, “Yöneticiler ve özellikle de valiler sadece kendi yaşama biçimlerine ve anlayışlarına uygun insanların yöneticisi değildir” dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Sezai Temelli ve Beyza Üstün ile birlikte İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne yönelik polis saldırısı ile ilgili Meclis’te bir basın toplantısı düzenledi; “Herkes için özgürlük, herkes için adalet ve LGBTİ yurttaşlarımızın ifadesiyle ‘alışın her yerdeyiz’ diyoruz!” dedi.

Kerestecioğlu, açıklamasında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ve Anayasa’da kabul edilen temel haklara işaret etti; toplantı ve yürüyüş hakkının izne tabi olmadığını hatırlattı.

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin’in yürüyüşe Ramazan ayı nedeniyle izin verilmediğini söylediğinin altını çizen Kerestecioğlu, Vali’nin LGBTİ’lerden “onlar” diye bahsettiğini aktardı. LGBTİ’lerin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ve kötü muamele yasağının ayrımcı bir saik ile ihlal edildiğini vurguladı.

Kerestecioğlu, polis saldırısı sırasında İstanbul Valisi ve İçişleri Bakanı’nın telefonlara çıkmadığını da söyledi.

 

“Herkesin özgürlüklerini korumakla sorumlusunuz”

HDP’li vekillerin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Tüm dünyada uzun bir süredir LGBTİ kişiler tarafından kutlanan onur haftasında, İstiklal Caddesi gibi trafiğe kapalı bir alanda, tamamen barışçıl bir biçimde ve barışçıl amaçlarla yapılmak istenen bir yürüyüşe kolluk güçleri tarafından izin verilmemesi açık bir toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlaldir. Ayrıca polis tarafından hukuka açıkça aykırı bir şekilde gerçekleştirilen müdahalenin orantılı olduğunu söylemek mümkün değildir. Binlerce insanın aynı anda bulunduğu ve tamamen dar bir caddeden ve çok sayıda dar sokaktan oluşan Taksim’de, izdihama yol açacak biçimde TOMA’larla, basınçlı suyla ve yoğun biber gazı ile hukuka aykırı bir müdahale gerçekleştirilmesi ve çok sayıda kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi aynı zamanda kötü muamele niteliğindedir.

“Şeffaf ve açık yönetim veya gün ışığında yönetim, siyasi sistemlere ve ülkelerin yönetim geleneklerine göre değişse bile, karar alma süreçlerinin önceden belli olan usul ve esaslara göre belirlenmesi, idare dışında olanların gizliliği olmayan bilgi ve belgelere kolayca ulaşabilmesi ve vatandaşın katılımını kolaylaştıracak şekilde yönetimin aleni yani şeffaf olması hususlarını içerir. Bu olayda idare bu ilkelere tamamen aykırı hareket etmiştir. Yöneticiler ve özellikle de valiler sadece kendi yaşama biçimlerine ve anlayışlarına uygun insanların yöneticisi değildir. Herkese karşı şeffaf yönetme, eşit davranma ve karar alma, herkesin özgürlüğünü koruma sorumlulukları vardır. Tıpkı bizlerin de vekil olarak sadece kendi düşüncemizde olan yurttaşlara karşı sorumlu olmadığımız gibi!”

Kaynak: Çiçek Tahaoğlu, BİANET

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.