Maceraya Hazır Mısın?

 Maceraya Hazır Mısın?
Digiqole ad

Atlantis Events isimli bir eşcinsel organizasyon tarafından düzenlenen ve Patagonya’da gerçekleştirilen bu macera yarışına katılan takımlardan biri olan TEAM TOUAREG ile onları başarıya götüren antrenman programları üzerine konuştuk;

Önceden uyaralım bu yazıyı, akşam işten eve geldiğinizde kendinizi spora gidemeyecek kadar yorgun hissettiğiniz bir günde okumanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü ilerleyen satırlarda tanışacağınız iki maceracı kişiliğin, uykusuzluk, yorgunluk ve açlığa karşı verdikleri mücadeleye şahit olduktan sonra o koca gövdenizi koltuktan kaldıramadığınız için utanabilirsiniz. Bir çiftin kurduğu “Team Touareg” geçtiğimiz Şubat ayında gerçek bir ölüm-kalım savaşı yaşadı. Dile kolay; iki okyanusun birleştiği, gece gündüz farkının 20 dereceyi bulduğu Güney Kutbu’na en yakın nokta olan Patagonya’da, günde ortalama 3 saat uyuyarak sadece 9 günde aşılan 600 kilometre… Evet, kendinizi hala koltuktan kalkamayacak kadar yorgun hissediyor musunuz?

Anahtar Kelime: Motivasyon

“Karşılaştığımız en büyük zorluk uykusuzluk oldu” diye belirtiyor grubun üyelerinden Michael. Kendisi pek çok alanda Amerika adına yarışmış bir multi-atlet. Aynı zamanda sporcu sağlığı ve antrenman bilgisi konularında yüksek lisans yapmış bir spor adamı. “Bu tip yarışlarda yarışı bırakmanın nedeni, tahmin edebileceğinizin aksine fiziksel değil, psikolojik sebepler oluyor. Eğer motivasyonunuz yüksek değilse, gücünüzü yitirdiğiniz anda ufak sorunlar beyninizi kemirmeye başlar. Bunlar yiyecek kavgasından tutun da, takım arkadaşınızın horlamasına kadar gider.” Diyerek her spor dalında olduğu gibi başarıya olan inancın önemini vurguluyor. Michael’in dedikleri son derece mantıklı, bizim mantığımızın almadığı nokta ise, bu kadar süre uykusuzluğa nasıl direndikleri. Bunu sorduğumuzda aldığımız yanıt oldukça basitti; “Elbette antrenmanla. Yarışma öncesi yarışı simüle etmek için bisiklet, koşu, yüzme ve tırmanma gibi etaplardan oluşan yoğun antrenmanları 30 saat boyunca aralıksız yaptık.”

“Biz de herkes gibi şehirde yaşayan, rutin işler ve trafik ile boğuşan insanlarız. Kolay erişilip uygulanabildiği için serbest zamanlarımızda 1-2 saat spor salonuna giderek değerlendirmeyi tercih ediyoruz. Daha çok vücudu dik tutan, diğer hareketleri daha kolay yapmamızı sağlayan ve bizi sakatlıktan koruyan kas gruplarına odaklanıyoruz. Bunlar merkez kas grupları dediğimiz kalça, alt sırt ve karın kasları.” Diye belirtiyor Michael, spor salonunda izledikleri program, pek çoğumuzun yaptığı hareketlerden farklı değil. Ters Mekik, leg extension, ve pull down gibi hareketleri son derece tanıdık tekrar ve set sayıları ile gerçekleştiriyorlar.

Amaçları; aşırı yüklenmeden dolayı ilk olarak sakatlanan sırt, bel ve dizdeki kas ve tendonları güçlendirmek. Kardiyo çalışmalarını ise biraz önce belirttiğimiz gibi doğayla iç içe gerçekleştiriyorlar. Tabii Team Touareg’in yaptığına kardiyo çalışması demek biraz haksızlık olur. Çünkü bizler spor salonunda ve televizyonun karşısında kürek makinesini meşgul ederken, onlar kanolarını alıp herhangi bir dereye gidiyorlar. Havaların müsait olduğu zamanlarda ise bisikletlerine atlayıp minimum 2 saat pedal çeviriyorlar. Tüm bu zorlu hazırlığa katlanabilmelerinde, ikisinin de kendi dalında ödüllü sporcular olmasının etkisi büyük.

2

Enerji İçin Karbonhidrat

Michael bize, katılan 11 ekibin sadece 4 tanesinin bitirebildiği bu zorlu yarışta başarılı olabilmek için ekipteki herkesin bilgi ve tecrübesinden faydalandıklarını belirtiyor. “Ekiplerden 2 tanesi kayboldular, 3 tanesi kapanış etaplarında zamanları yakalayamadığı için diskalifiye oldu. 2 ekip ise aşırı yorgunluğun getirdiği psikolojik çöküş ile yarışı bıraktı. Yarışın 7. Gününde Kanada ekibi sel sularını geçemeyince uydu telefonundan helikopter ile alınmak için yardım istemeye çalışmışlar. Fakat organizasyona ulaşamadıkları için umutsuzca beklerken bizle karşılaştılar. Ve bizim yardımımızla o etabı tamamlamayı başardılar.”

Kendini spora adayan bu iki sevgilinin macerasını dinleyince, koşu bandında 10 dakika ter attıktan sonra “yoruldum!” demeye utanıyor insan. Tabii tüm bunları yapabilmek için vücudu doğru yakıt ile doldurmak gerekiyor. “Dayanıklılık gerektiren pek çok sporda olduğu gibi yarışma öncesinde karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme programı izledik. Amacımız glikojen depolarının doygunluğunu sağlamak ve kandaki glikoz seviyesini optimum seviyede tutmaktı. Özellikle en son iki haftada daha kompleks karbonhidrat almaya çalıştık. Yarış içerisinde performansımızı koruyabilmek için Hardline’ın amino asit tabletlerini ve protein barlarını kullandık.” Diyor Michael.
Eğer okuduklarınız sizi televizyon karşısından koparıp bu macera yarışına ortak olmak isteyecek kadar ilginizi çektiyse Türkiye’den de katılabileceğiniz elemelere www.atlantisevent.com adresinden başvurabilirsiniz.

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Paylaşımlar
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Pin