Netflix ve Takılmaca

 Netflix ve Takılmaca
Digiqole ad

Piyasada pek çok arama motoru varken, “google-lamak” terimini niçin kullanıyoruz?  Ya da onca browser varken, Internet Explorer neden yavaşlığıyla alay konusu oldu? Google ve Internet Explorer’a baktığımızda ikisi de iki devasa şirketin uygulamaları. Pazara girişi ve devasa bir kitleye ulaşmaları yönünden iki uygulama da, ağızlara sakız olmaya oldukça müsait. Tıpkı bunlar gibi, Netflix de sosyal medya ve 9gag gibi içerik paylaşım sitelerinde “Netflix and chill” sloganıyla oldukça popüler durumda. Netflix’in bu şekilde günlük konuşma dilimize (henüz Türkçe’ye adapte olmamış olsa da) girmesi tamamen başarısıyla alakalı.

Netflix’in başarısını anlamak için tarihçesine bir göz atalım. 1997’de California’da kurulan şirket, 1999’da abonelik tabanlı görsel içerik paylaşımlarına başladı. 2009’da ise 100.000’in üzerindeki DVD arşiviyle ve 10.000.000’u aşkın abone sayısıyla hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaştı. Netflix’in verdiği hizmetler ise, DVD-kiralama (evet bildiğimiz DVD kiralama) ve internet erişimi olan herhangi bir bilgisayardan abonelerine kendi veritabanlarındaki içeriklere ulaşım imkanı. DVD kiralama deyip de geçmeyelim, DVD’lerin geri verilme tarihleri oldukça esnek ve de “eyvah geciktirdim bir ton para ödeyeceğim” derdi yok. Ayrıca DVD’ler doğrudan adrese yollanıyor ve geri yollamak da tamamen ücretsiz. Hızından bahsetmeme ise gerek bile yok sanırım. Online hizmetlere gelecek olursak, Netflix kendi veritabanında genellikle Netflix menşeili içerik yayınlıyor. Daredevil, House of Cards, Black Mirror, Orange is the New Black gibi pek çok başarılı dizi Netflix’in kendi orijinal dizileri. Bunun yanı sıra, veritabanında daha pek çok dizi barındıran Netflix, HBO dizilerini de izlemek isteyen kullanıcılarını mağdur etmiyor.

Netflix’in Türkiye’ye gelişinin sosyal medyaya bomba gibi düşmesi üzerine, heyecanlı Netflix hayranlarının akıllarında da pek çok soru işareti oluştu. Eski “nostaljik” içeriği çok seven, bayramlarda televizyondan Tosun Paşa’sını izleyen, Aşk-ı Memnu’nun final bölümünü tekrar tekrar elden geçiren geniş bir kitle mevcut ve bu kitle Netflix’in bu “geleneksel” içeriğe nasıl yaklaşacağı konusunda meraklı. Ayrıca dizi-film izlencelerinin büyük çoğunluğunun “korsan” üzerinden döndüğünü düşünürsek, Netflix’in bu mantar gibi türeyen dizi ve film korsanlarını nasıl alt edeceği de merak konusu. Buna yakın bir örnek teşkil etmesi bakımından Spotify’a bakacak olursak, LimeWire’ı yediden yetmişe severek kullanmış bir nesle ücretli müzik içeriğini sevdirebildiklerini düşünürsek, doğru fiyatlandırma ve geniş bir içerik arşiviyle Netflix’in de bu işin altından kalkabilmesi hiç de zor değil.

Kaliteli, televizyon ve beyaz perde emekçilerine emeklerinin karşılığını veren yasal içeriklere kolaylıkla ve oldukça ucuz biçimde ulaşmak yakın zamanda bir hayal olmaktan çıkacak. Kim bilir, belki biz de iki yıla kalmaz Netflix’i cümlelerimize dahil ederiz. Örnek bir diyalog sunmak gerekirse:

“Bize gelsene.”

“Niye ki n’apacağız?”

“Bilmem, Netflix ve takılmaca!”

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Paylaşımlar
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Pin