Whitney Houston’ı Öldüren Şey Homofobiydi!

 Whitney Houston’ı Öldüren Şey Homofobiydi!
Digiqole ad

Film yapımcısı Kevin MacDonald’ın şu anda sinemalarda olan “Whitney” adlı belgeseli, şarkıcı Whitney Houston hakkındaki filmlerin en tepesine yerleşecek.

Belgesel, diğer belgesellerin yapmadığı ya da yapamayacağı şeyi yapıyor. Bir kadın, aile üyesinin hem Whitney hem de erkek kardeşini taciz ettiğini söylüyor.

#MeToo hareketi, siyahi topluma karşı devam eden “sessizlik siyasetini” kırmayı kolaylaştırdı. Ancak, burada homofobi de devreye girdi ve Hristiyan ve kilise bu katil ismini vermedi.

Altı yıl önce, Houston, Grammy Ödülleri’nin arifesinde Hilton oteli odasının küvetinde ölü bulundu.

İddialara göre, pop süperstarı Whitney Houston öldürüldü. Ancak, toksikoloji sonuçlarına göre resmi ölüm belgesi, Houston’ın uyuşturucu zehirlenmesi nedeniyle boğulduğunu ortaya koydu.

Birisinin Houston’ı öldürüp öldürmediğini anlamak için bir cinayet soruşturması başlatılırken, onu öldüren şeyi sorgulayan bir soruşturma olmalıydı. Aile, arkadaşlar ve hayranlar Whitney’in uyuşturucu kullanımı ve kötü kocası Bobby Brown’un ​​devasa çöküşünü suçlarken, ikisi de Houston’ın cinselliğini maskelemek için çalışıyordu.

Ölümünden altı yıl sonra, efsanevi süperstar Whitney Houston’ın cinsellik hakkındaki merakı MacDonald’ın belgeseli ile yeniden ortaya çıktı. Cinsel akışkanlığı hakkındaki anlatı; hayatındaki iki kadın, bir kadın tacizcisi ve bir lezbiyen arkadaşı sayesinde, kafa karışıklığı yarattığını düşündürdü.

Geçen yıl Houston’ın hayatı ve mirası üzerinde “Whitney: Can I Be Me” adlı belgesel yayınlandı.

Stilist Ellin Lavar belgeselde, “Eşcinsel olduğunu sanmıyorum, sanırım biseksüeldi” diyor.

Brown, anılarında Houston’ın lezbiyenliğinin “açık bir sır” olduğunu yazar.

“Whitney’in yaşamak istediği hayatı yaşamalarına izin veremezlerdi; Mükemmel olmasını istediler, olmadığı gibi biri olması konusunda ısrar ettiler.”

1989’da Houston, “yeterince siyah olmama” iddiasıyla Soul Train Ödülleri’nde yuhalandı. Aynı şovda Bobby Brown’la tanıştı.

“Houston’la ilgili bir teorim var,” dedi uzun zamandır Houston ailesinin bir arkadaşı olan şarkıcı aktris Della Reese;

” ‘Tom Amca’ olarak anıldım ve bunun nasıl hissettirdiğini biliyorum. Houston’a ‘ihanet ediyor’ ve ‘beyaz gibi davranıyor’ denmesi onu çok yaraladı ve imajını değiştirmek istedi. Bu sebeple Brown’la evlendi. Bu imajı değiştirmek için ‘kötü çocuk’ imajı çizen biriyle evlenmekten daha iyi bir yol var mı?” 

Houston’ın eski şoförü Al Bowman, Whitney ve Bobby’nin limuzinin arkasında kokain içtiğine tanıklık ettiğini söyledi ve Houston’ın lezbiyen olduğunu iddia etti.

Houston’ın kişisel asistanı ve en iyi arkadaşı Robyn Crawford’ın, Houston’ın lezbiyen sevgilisi olduğu söyleniyordu. Bir süre, iki kadın birlikte yaşadı.

Houston, toplumsal cinsiyete uygun olmayan davranış sergilerken, ona en yakın olanlar için bu bir sır değildi. Daily Mail, Houston’un görümcesi Tina Brown ve eski koruması Kevin Ammons’ın her ikisinin de bir lezbiyen olduğuna inanıyordu. Çünkü “kokainin etkisi altındayken, kadınlarla vahşi seks seansları” vardı. 

Zamanla Brown, Whitney’in, onunla bir gizli sebeple evlendiğine inanmaya başladı;

“Benim isteğim sevilmek ve çocuk sahibi olmakken, sanırım onun isteği ise sadece imajını temizlemekti. Whitney’in durumunda, tek çözüm evlenmek ve çocuk sahibi olmaktı. Bu doğru ya da değil, tüm spekülasyonları öldürür.”

Houston’ın dindar bir Hıristiyan ve homofobik annesi, Cissy, kızının Crawford için hislerini asla kabul etmedi.

Oprah’la yapılan bir röportajda Cissy’ye, “Kızınız eşcinsel olsaydı bu seni rahatsız eder miydi?” diye soruldu.

Cissy’nin cevabı ise “Kesinlikle…” oldu.

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

21 Paylaşımlar
Paylaş21
Tweetle
Paylaş
Pin