LGBTİ’lerde Neden Görüntü Var Ama Ses Yok?

 LGBTİ’lerde Neden Görüntü Var Ama Ses Yok?
Digiqole ad

Neden apolitizm? Tamam siyasette out LGBTİ temsilciler, başkanlar, vekiller şimdinin yeni diye sunulan Türkiye’sinde görül(e)mese de yepyeni Türkiye’de alenen biliniyor ve görülüyor olacaklar, üstelik hiç de uzak bir tarihte değil. Ancak ne var ki; temsil edilenler 1980 kuşağı sonrası apolitize edilmiş, bugünün yetişkin “bilinçli seçmeni” politik tavır değişikliğine gider mi? “Politik” sözcüğü sadece trans cinayetlerinde kullanılmaktan öte bir deyiş olur mu?

Aktif (!) siyasetime gerçek ismim yerine bir mahlas ile devam ettiğim Twitter’da niçin siyaset konuşan, tartışan, entelektüel bilgi doğuran, bir tez ortaya sunan hiçbir out LGBTİ bireye rastlamıyorum? Bunca önemli kanaat önderini, bilim insanını, siyasetçiyi, akademisyeni, sanatçıyı, sivil toplum temsilcisini, yaşam hakkı savunucusunu takip ediyorken bir takım flood silsilelerini, bir görüş sunma durumlarını kaçırıyor olamam öyle değil mi?

Sadece onur haftasında, kadınlar gününde, fashion week’lerde görünüyor olamaz LGBTİ, yanlış mıyım?

Henry Sias

Geçtiğimiz seçimlerde LGBTİ milletvekili adaylarını, aday adaylarını HDP sıralarından görmüştük. Bunun daha da öncesinde AK LGBTİ’ler ortaya çıkmış, az da olsa görünür olmuş ancak meclise girme isteği şöyle dursun, varlıklarından öte hiçbir işe yarar harekette bulunmamışlardı. İyi Parti kurulduğunda LGBTİ seçmenlerini nelerin beklediğini, nasıl davranmaları gerektiğini öğreten videoyu halen Youtube’ta bulabilirsiniz. Son olarak ise; trans kadın Niler Albayrak, yerel seçim öncesi CHP Avcılar ilçe yönetiminde yerini aldı. Biz görünürlüğü konuşa duralım, Henry Sias isimli trans erkeğin ABD’nin Philadelphia eyaletinin yeni yargıç adayı olduğunu yine Gmag’ten öğrendik. Sias, göreve layık görülmesi halinde, ABD’de yargıçlık pozisyonuna yükselen ilk trans erkek olacak.

Tek başıma yazarken, atlayabileceğim noktaları gözeterek hep bir bilene danışmakta fayda görüyorum. Ülkenin apolitize edilmiş yetişkin bireyleri neden dev uykusundan uyanmıyor, aslında neler oluyor diye alanında önemli birkaç isme sordum.

Belki sadece Kral Tv’den biliyorsunuz ama Twitter’da aktif siyaset yapanlardan biri Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü mezunu VJ Bülent:

  • 1980 ve öncesinde yaşanan birçok olaydan ötürü aileler çocuklarına hep “aman siyasetten uzak dur evladım” dedi ve şu anki aileler de bunu söylemeye devam ediyor. Neden? Çünkü 1970’lerde yaşanan o olaylarda kardeş kardeşi vurdu. Mesela, 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen emekçiler siyaset yapmıyorlardı ki. Sadece bayramlarını Taksim Meydanı’nda kutlamak istiyorlardı ama üzerlerine yaylım ateşi açıldı. Kazancı Yokuşu, tankların altında kalarak can veren TC vatandaşları ile dolup taşmıştı unutmayın. Ülkede demokrasi olmadığı için siyaset konuşan herkesin başına bir şey gelmiştir ya da gelecektir. Bu korku ailelerin hep kalbinde, çocuklar da bu yüzden ayrıştırılmış ve kutuplaştırılmış durumda. Biraz da haklılar aslında, çünkü bu ülkede hiç kimse başına iki dakika sonra ne geleceğini bilmeden yaşıyor. 1993 yılında Sivas’a giden aydınlar, sanatçılar başlarına ne geleceğini biliyorlar mıydı? Ne yapıyorlardı orada? İhtilâl mi yapacaklardı? Hükümeti mi devireceklerdi? Ama canlı canlı yakıldılar. O canların isimleri hala duvarlarda yazılıyor. Aziz Nesin zor kurtuldu. Onun zor kurtulduğunu tv haberlerinde itilip kakılan, aşağıya itilmek isteyen görüntülerinden sonra bir de Genco Erkal’ın Sivas 93 oyununda izledim. Evladım olsa “aman oğlum, kızım dikkat et etrafa” diye ben de korkardım. Bu paradokslar ve git-gellerle bin yıl daha geçecek ve bu yüzden bir adım bile ilerleyemeyeceğiz. İyi ki sanat ve sanatçılar var. Aydın insandır sanatçı dediğin. Parası ya da çok mutlu ve iyi bir aile hayatı olanlar ne yazar ne de sanatçı olabilir. Hayatla ilgili bir derdi olan insan üretkendir ve dışa vurur, paylaşır.7

Pek çok hak ihlali ve toplumsal olaylar karşısında kayıtsız kalmayan gazeteci Melis Alphan:

  • LGBTİ bireylere haklarının bile teslim edilmediği, sürekli hak ihlallerine uğradığı, onur yürüyüşü ya da film festivalleri yapmalarının sıkılıkla engellendiği, eşit hizmet alamadıkları, keskin bir ayrımcılığa uğradıkları, kimi gruplarca şeytanlaştırıldıkları bir ülkede haliyle siyasette de önleri tıkanıyor.

Toplumsal cinsiyet üzerine çalışmaları ile Türkiye’de önemli taşların altına elini sokan hocam sayın Prof. Dr. N. Aysun Akıncı Yüksel:

  • Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda, toplumsal hafızamıza yer etmiş, silinmesi güç pek çok travmanın yer aldığını görebiliriz. Darbeler, katliamlar, idamlar, yargısız infazlar. Bütün bunlar doğal olarak beraberinde korkuyu, en azından endişeyi getiriyor. Apolitikliğin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, son on yıla baktığımızda Dünya genelinde bir muhafazakarlaşmaya doğru gidildiği rahatlıkla söylenebilir. Neo Nazilerdeki artış, din adına yapılan katliamlar, terör olayları… Ülkelerin yönetimlerine bakın; Putin, Merkel, Trump. Hepsinin ortak noktası muhafazakar anlayışı yeniden üretiyor olmaları.
  • Türkiye de böyle bir eğilim içinde. Hâl böyle olunca toplumsal cinsiyete dayalı politikalar da heteroseksüel ve ataerkil normlar üzerinden ilerliyor. Aksine muhafazakarlık ve onu var eden kurum ve politikalar izin vermiyor. Bu eğilimin de ikinci bir neden olduğu söylenebilir. Tüm bunlar LGBTİ hareketini yavaşlatan etkenler. Ama her sorun kendi çözümünü üretir. Kamusalda var olma konusunda sıkıntı yaşayan LGBTİ birey ve dernekler, sosyal ağ siteleri üzerinden bu açığı kapatmaya çalışıyorlar. Bu konuda Araş. Gör. Dr. Özgür Çalışkan’ın yazdığı “Yeni Medyanın Yeni Toplumsal Hareketlere Etkileri: Türkiye’deki LGBTİ Hareketinin Sosyal Ağ Siteleri Pratiklerinin Çözümlenmesi başlıklı doktora tezi çok net veriler sunuyor. Sokağa çıkamayan, hakkını, kimliğini savunamayan LGBTİ hareketi şimdilik bu yolla kendini var edebiliyor. İçinde bulunduğumuz konjonktürde bu sessizliği ve alternatif arayışını anlayabiliyorum.

Önümüzde yerel seçim var. Yaşadığımız yeri, etrafını, suyumuzu, ulaşımımızı, elektriğimizi, yeşil alanlarımızı, parklarımızı, kafe-barlarımızı, kültürümüzü, sanatımızı ya sıfırın altına itecek, ya da yaşanabilir standartlara yeniden kavuşturabilecek bir seçim…

Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık dönemi çoktan bitmiş olmalı diye düşünüyorum. Sahi en son nerede hakkınızı aradınız?

Lütfen bana yazın.
taylanefe@gmag.com.tr

Öneriler

1 Comment

    Avatar
  • ekşi’de güzelliğe inancımı sarsan simgeler var nickli kişi var bir tek savunan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Paylaşımlar
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Pin