Sinema

Jurassic World

Günümüzde dinozorlar yaşasaydı her şey nasılda farklı olurdu değil mi? Bu soruyu benim gibi kendi kendine soran milyonlarca insan vardır herhalde işte dinozorlara karşı acayip ilgisi olan bizler, 1993 yılında ünlü dahi Steven Spielberg sayesinde ufkumuzun sınırlarını genişletip, milyonlarca yıl önce yaşamış devasa yaratıkların ete büründüğü bir dünyaya girmiş olduk.

İlk film tabiri caizse bizi yerimize çivi gibi çakan, ağzımız açık izlediğimiz belki de hiç alışık olmadığımız için, üstümüzden etkisini 1 hafta boyunca atamadığımız inanılmaz bir şölendi diyebiliriz. İrlanda asıllı Sam Neill ve romantik komedi filmlerinden yüzüne aşina olduğumuz, hatta ve hatta ‘bu kadar yumuşak hatlı bir aktris bu filmde nasıl olur acaba dediğimiz Laura Dern Jurassic Park’ın tartışılmaz en uyumlu ikilisi olduğunu söylememiz gerekir.

Üç dalda Oscar Heykelciğini 1994 yılında evine götüren Jurassic Park, tabi ki bizi tatmin etse de devam filmlerini iple çeker olmuştuk, ne yani daha fazla kan göremeyecek miydik ya da başka yüzlerce tür dinozorla tanışamayacak mıydık soruları kafamızı meşgul ederken, beş sene sonra Jurassic Park Last World ve ardından dört sene sonra Jurassic Park 3, sinema salonlarına akın etmemizi sağladı.

14 senenin ardından gelen Jurassic World filmine geçecek olursak, yapım süresi baya üzün süren, her yıl hakkında bin tane sansasyon ve asparagas haber çıkan, ha çıktı ha çıkacak diye kafamızı yedirten belirsiz söylemlerin sonunda yeni görselleri ile ah sonunda! naralarımızla vizyon tarihini bekler olduk, kendi adıma çok büyük beklenti ile gittiğim film, hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Gözler tabi ki Sam Neill ya da Laura Dern aradı ama günümüze ayak uydurmayı isteyen ve içi bununla şevk dolu olan Spielberg tabi ki genç oyunculara öncelik vererek Neill ve Dern’i bize hiç göstermedi. Guardians Of the Galaxy filminde Peter Quill karakterine can veren nam-ı değer taş abimiz Chris Pratt ve daha çok The Help de oynadığı kötü rol ile adından söz ettiren Bryce Dallas Howard yeni Sam ve Laura olarak karşımızdaydı fakat aralarında ki uyuşmazlık ve kontra kalan haller izleyiciye fazlasıyla geçiyor du yani evet biraz kıskanmış olabiliriz biz de o parkta Chris Pratt ile kan ter içinde koşturabilirdik!

Neyse bu hayalimiz başka bahara kalsa da, Jurassic World bize vaad ettiği aksiyondan bir tık altta kalıyor. Spoiler vermek istemesem de gösterime gireli 2 haftayı geçen bu ilgi çekici filme zaten giden gitmiştir, o yüzden biraz bahseder isek, genetiği ile oynanmış Rex ve Küçük Raptorlar filmin başrolündeler diyebiliriz.

Beni tatmin etmeyen şeylerse fazlasıyla çocuk filmi havasında geçen olaylar; teyzelerinin yanına giden iki küçük çocuğun başlarına gelen olayları ardı ardına izliyoruz, izliyoruz ama aslında bunu önce ki üç bölümde zaten fazlasıyla izlemiştik! Yani 14 sene ardından gelen Jurassic World belki de çok daha fazlasını ve yeni bir şeyler vermeliydi. Rex ve Raptor dışında diğer türleri çok az görebildik, oysa onları da tanımak ve üstünde durmak isterdik. Neyse Chris Pratt’ımız ve kaslı vücudu, bizi koca dinozorlardan koruyup kollayan halleri bile filmi izlemeye değer. 3d seçeneği zorunlu olmaması da ayrı bir güzel, çünkü o gözlükler ile bu tarz yüksek aksiyonlu filmleri izlemek cidden yorucu olabiliyor, sonra beş gün evde baş ağrısından yatabilirsiniz.

Emir Akgün
E-Posta: emir.akgun@gaymag.org

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Paylaşımlar
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Pin