Cadılar Bayramında İzlemeniz Gereken 13 Kuir Korku Filmi

 Cadılar Bayramında İzlemeniz Gereken 13 Kuir Korku Filmi
Digiqole ad

LGBT ve Kuir filmleri sadece aşk ve kalp kırıklığından ibaret değil.

Son birkaç yıldır iyi eleştiriler toplayan Carol, Moonlight ve Call Me By Your Name gibi eşcinsel aşk temalı filmlerde bir artış gördük ama konu korku filmlerine gelince LGBT’lerin hala yeterince temsil edilmemiş olduğunu görüyoruz.

Biz de sizler için bu cadılar bayramında evde izleyebileceğiniz 13 kuir korku filmini derledik. Eğer bu cadılar bayramında kostüm giyip kendinizi partilere atmak istemiyorsanız sıkı durun! 

A Nightmare on Elm Street 2: Freddy’s Revenge (1985)

Her ne kadar Freddy’s Revenge’da açıkça eşcinsel karakterler bulunmasa da Freddy’s Revenge, korku filmleri arasında en “gay” olan filmlerden biridir. Filmde deri barlar, soyunma odaları, Freddy’nin manikürlü pençelerinin gazabından kaçan terli üstsüz erkekler bulunuyor. Film yayınlandıktan hemen sonra karışık eleştiriler aldı ancak LGBT topluluğunun genelde cadılar bayramında izlediği kült bir filmdir Freddy’s Revenge. Tavsiye ederiz.

 The Craft (1996)

The Craft, doğaüstü güçlere sahip serseri dört genç kızı konu alıyor. Bu kızlar, kişisel kazançları için büyücülük peşinde koşuyor ancak film, iki ana karakter Rachel (Tunney) ve Nancy (Balk) arasında geçen korkunç bir finalle sonuçlanıyor. Film açıkça kuir olmasa da, içerisinde küçük mesajlar barındırıyor. Kurdukları ‘cadılar meclisi’ LGBT gençlerin gerçek kimliklerini dışa vurmak için toplandığı destek gruplarına benziyor. Filmde, tipik vurdumduymaz olarak Nancy, sorun çıkarmaktan kaçınan ve tek kalmak isteyen Bonnie, diğer çocuklar tarafından ten rengi sebebiyle zorbalığa uğrayan Rochelle ve kendi kişiliğini tam olarak anlayamayan Rachel gibi karakterler bulunuyor. Ayrıca filmde, hepimizin kendini bağdaştırabileceği “güvenli alan” olarak gördükleri, şehrin cadılıkla alakalı bir bölgesine bile gidiyorlar.

Jennifer’s Body (2009)

Gişede hayal kırıklığı yaratmış olmasına rağmen Jennifer’s Body, klasik bir kült haline geldi. Film, lisede popüler bir kız olan Megan Fox’un bir succubus (erkekleri baştan çıkaran, öldüren ve etini yiyen bir şeytan) tarafından ele geçirilmesini konu alıyor. Filmde Jennifer ve kankası Needy’nin (Seyfried) öpüştüğü eşcinsel bir sahne yer alıyor ve film boyunca aralarındaki cinsel çekimi hissedebiliyorsunuz. Megan Fox, (kısmi de) olsa 2009’da The Newyork Times ile yaptığı bir röportajında  Jennifer’dan “yamyam, lezbiyen bir ponpon kız” olarak bahsederken karakterinin cinselliğini onaylamıştı.

Lyle (2014)

Film, karnı burnunda anne Leah’in (Hoffman), eşi June’un (Jungermann) ve yürümeye yeni başlayan çocukları Lyle’ın Brooklyn’de bir kasabaya taşınmasını konu alıyor. Trajik, açıklanamayan bir kaza Lyle’ın ölümüne sebep oluyor ve bu da Leah’in kederli ve paranoyak bir insana dönüşmesinin yanı sıra, kendini komşularının şeytani tarikatında bulmasına yol açıyor.

Pitchfork (2017)

Hunter Killian (Raetz) muhafazakâr babasına eşcinsel olduğunu açıklamak için New York’taki arkadaşlarının desteğiyle, evi Michigan’a geri dönüyor. Burada arkadaş grubu nelerle karşılaşacağından habersizken film, elinde dirgenle ortaya çıkan ruh hastasıyla gençlik dramasından dehşet verici bir şeye dönüşüyor. Ayrıca filmde bolca kan, vahşet ve drama bulunuyor.

The Rocky Horror Picture Show (1975)

Bu filmi açıklamamıza gerek bile var mı? Hala izlememiş olanlar için kısaca anlatalım. Yeni evli çiftin arabasının arıza yapması sonucu çift; değişik, görkemli kostümleriyle yıldönümü kutlaması için toplanan insanların bulunduğu bir kalenin kapısını çalıyor. “Sweet transvestite from Transsexual, Transylvania” repliğiyle bilinen liderleri Dr. Frank N. Furter (Curry)’nin laboratuvarında Rocky adında kaslı bir erkek yaratmasına şahit oluyorlar. Filmin büyük bir hayran kitlesi mevcut. Yaklaşık 40 yıldır hayranlar, filmdeki karakterlerin kostümlerini giyip tiyatroların koltuklarında yerlerini alıyor ve filmi yarı canlı bir şekilde izliyor. Teatral olarak en uzun süredir bunu devam ettiren film onurunun sahibi olmasının yanı sıra The Rocky Horror Picture Show (1975), yapılmış en iyi filmlerden biri olarak da görülüyor.

Stranger by the Lake (2013)

Bu Fransız gerilim filmi, Michel (Paou) adında bir erkekten hoşlanan ve ondan daha yaşlı bir erkek olan Franck’ı (Deladonchamps) konu alıyor. Michel’in gölde birini boğduğunu keşfetse de karakterimiz, cinselliğe olan düşkünlüğü nedeniyle onu polise ihbar etmeyip hiçbir eylemde bulunmuyor. Daha fazla spoiler vermek istemiyoruz ancak bu karanlık, erotik korku filmini cadılar bayramında izlemenizi kesinlikle öneriyoruz.

B&B (2017)

Eşcinsel çiftimiz Marc ve Fred (Bateman ve Teale) biraz rahatlayıp stres atmak için bir hafta sonu kaçamağı düzenler. Bir yıl önce dindar ev sahibi tarafından geri çevrildikleri, ayrımcılığa maruz kaldıkları için ev sahibini dava edip davayı kazandıkları yere, asla sahip olmadıkları romantik tatili yapmak için oraya (bazı tuhaf sebeplerle) tekrar giderler. Ancak, kötü niyetli bir çete ortaya çıktığında tatilleri yarıda kesilir…

Hellbent (2004)

Bu klasikleşmiş filmimiz, bütün bir gay topluluğunu katletmeyi amaçlayan bir seri katili konu alıyor. Biraz dramatik de olsa katilimizin asıl hedefi eşcinsel erkekler… Filmin, 2004 ve 2005’te yapılan gay ve lezbiyen film festivallerinde ilk gösterimi yapıldı ve “gay korku filmleri”nin yayılmasına sebep olmasıyla biliniyor. Eğer “kimin eli kimin cebinde” konulu korku filmlerini seviyorsanız Hellbent’e bayılacaksınız. Detaylı işlenmiş karakterler, dehşet verici bir katil ve belirsizlik… O BELİRSİZLİK YOK MU!

High Tension (2003)

Bu, izlediğimiz en dehşet verici ve zekice yapılmış korku filmlerinden biri olabilir.

High Tension’da, bir hafta sonu kaçamağı için en iyi arkadaşının çorak bir yerde olan evine (artık klasikleşmiş) giden genç bir kızı izliyoruz. Kısa bir süre sonra bir seri katil onları gece uyandırır, aileyi katleder ve en iyi arkadaşını kaçırır. Kızımız, arkadaşına deliler gibi âşık olduğu için onların peşinden gider. Dürüst olmak gerekirse, filmde izlemesi zor sahneler var. Ancak hiçbir şey görüldüğü gibi değil. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.

The Perfection (2019) 

“Get Out” yıldızı Allison Williams, eşi Paloma (Huffman) ile birlikte çello yarışması düzenleyen eski akıl hocası Anton (Weber) ile yeniden bağlantı kurmak için Şanghay’a giden yetenekli, ancak belalı çellist Charlotte olarak korku türüne geri dönüyor. Burada, Anton’un diğer öğrencilerinden Lizzie (Browning) ile tanışır ve ikili çabucak arkadaş olur. İlişkileri cinselliğe döndükten kısa bir süre sonra Charlotte, kırsal kesimde Lizzie’yle yaşamayı kabul eder. Kulağa hoş geliyor değil mi? Hayır, devamında gelen şey dehşetin ta kendisi. Hassassanız, izlemeyin. Eğer değilseniz, iyi seyirler!

Velvet Buzzsaw (2019)

Akademi Ödüllü Jake Gyllenhaal, ölü bir sanatçının resimleriyle bağlantılı olarak doğaüstü olayları deneyimlemeye başlayan, züppe eşcinsel bir sanat eleştirmeni olarak Velvet Buzzsaw’da yer alıyor. Film, daha önce eleştirmenlerce beğenilen gerilim filmi Nightcrawler’da, Gyllenhaal ve Rene Russo ile çalışan Dan Gilroy tarafından yönetiliyor.

What Keeps You Alive (2018)

Kanada yapımı film What Keeps You Alive, ilk yıldönümlerini kutlamak için ormanda, uzakta bir kulübeye giden evli çift Jackie (Anderson) ve Jules (Allen)’u konu alıyor. Burada, Jackie karısının karanlık ve cinayetlerle dolu bir geçmişe sahip olduğunu keşfeder ve sevimli eşcinsel bir hafta sonu kaçamağı planının tamamen… saf olmadığını fark eder.

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

65 Paylaşımlar
Paylaş65
Tweetle
Paylaş
Pin