fbpx   .  

Arkeologlar, 1000 Yıllık İskeletin Non-Binary Bir Ortaçağ Savaşçısına Ait Olabileceğini Düşünüyor

Yeni analize göre, bilim insanlarını onlarca yıldır şaşkına çeviren 1000 yıllık bir iskelet, non-binary bir ortaçağ savaşçısı olabilir.

1968’de Finlandiya, Suontaka Vesitorninmäki’deki işçiler, bilim insanları arasında sonsuz spekülasyonlara yol açacak bir mezar buldular.

 

 

İçinde “dönemin tipik kadınlar için olan kostümü”yle gömülü bir iskelet vardı. Ancak bilim insanlarının kafası, genellikle erkek Viking mezarlarıyla ilişkilendirilen iskeletin kalçasına yerleştirilmiş bir kılıç da dahil olmak üzere mevcut iki kılıçla karıştı.

O zamandan beri arkeologlar, 1050 ile 1300 yılları arasında öldüğü düşünülen kişinin kimliği karşısında şaşkına döndüler.

Mezarın hem bir erkek hem de bir kadının çifte gömüsü olabileceği ya da kalıntıların kadın savaşçı liderlerin kanıtı olduğunu varsayıyor.

Ancak, Avrupa Arkeoloji Dergisi’nde yayınlanan mezarın modern analizi, bulmacayı potansiyel olarak kırdı ve onların Demir Çağı’ndan non-binary bir savaşçı “olabileceklerini” öne sürdü.

Bilim insanları, iskeletin ‘ultramaskülen’ varsayımlara meydan okuduğunu söylüyor.

Çalışmanın yazarı, Turku Üniversitesi’nden bir arkeolog olan Ulla Moilanen özette,

“Mezarın genel bağlamı, cinsiyet kimliği non-binary olan saygın bir kişi olduğunu gösteriyor” dedi.

“Mezarda değerli kürkler ve nesnelerle birlikte iskelet yumuşak bir kuş tüyü battaniyenin üzerine yatırılmış.”

Gizemli iskelet hakkında daha fazla bilgi için araştırmacılar, küçük kalıntı izleri ve antik DNA için toprağı örneklediler.

Kişinin, doğumda erkek olarak atanan kişilerin XXY kromozomlarıyla doğduğu Klinefelter sendromuna sahip olma olasılığının yüksek olduğunu buldular.

Bu sendroma sahip olanlar, sahip olduklarının farkında bile değiller. NHS’ye göre Klinefelter sendromu her 660 erkekten birini etkiliyor.

Araştırmacılar, DNA sonuçlarının oldukça küçük bir örneğe dayandığı konusunda uyardı, bu nedenle sonuçlar kısmi modellemeden alındı.

Ve savaşçı bir savaşçı bile olmayabilir, diye düşündüler, onun yerine bir şaman da olabilir. Ekip, o çağda şamanların genellikle tipik kadın kıyafetleri giyen erkekler olduğunu söyledi.

Bununla birlikte, sonuç, “erken ortaçağ İskandinavya’sının ultramaskülen ortamında, kadınsı sosyal rollere sahip erkeklere ve kadınsı giysiler giyen erkeklere saygısızlık edildiği ve onların utanç verici olarak görüldüğü” şeklindeki uzun süredir devam eden düşünceye meydan okuyor.

Araştırmacılar, arkeologların, onları çevreleyen eserler ya da insanların nasıl gömüldüğüne bakarak cinsiyeti belirleme eğiliminde olduklarını açıkladılar.

“Ancak bu ikili bölünme sorunlu” diye vurguluyorlar ve ekliyorlar: “Biyolojinin kendisi bir kişinin kendini tanımlaması açısından çok az şey sunuyor.”

“Mezarlar bize geçmişin cinsiyet sistemleri hakkında bilgi vermeyebilir,” diye devam ettiler, “daha çok, yorumları yapan modern insanların varsayımlarını yansıtırlar.”

Savaşçının etrafı gösterişli mücevherler ve oval broşların yanı sıra yünlü giysilerle çevriliydi. Bu tür kıyafet ve aksesuarların o zamanlar genellikle parası olan kadınlar tarafından giyildiğini söylediler.

Bu arada, Suontaka mezarının üzerine gömülü ikinci bir silahın yanında savaşçıyla birlikte gömülen kabzasız kılıç daha maskulen kabul ediliyor.

Uzmanlar, WordsSideKick.com’a, ekibin çıkardığı sonucun “ikna edici” olduğunu söyledi, ancak bilim camiasını oldukça sınırlı DNA sonuçları konusunda dikkatli olmaya çağırdı.

Danimarka Ulusal Müzesi’nden bir araştırmacı olan Leszek Gardeła, “Bence bu, erken ortaçağ toplumlarının cinsiyet kimliklerine yönelik çok nüanslı yaklaşımlara ve anlayışlara sahip olduğunu gösteren ilginç bir gömme üzerine iyi araştırılmış bir çalışma” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.