Ölmeden Önce Görmeniz Gereken Dünyanın 7 LGBT Harikası

 Ölmeden Önce Görmeniz Gereken Dünyanın 7 LGBT Harikası
Digiqole ad

Bu yazımızda Amerika, Asya, Afrika ve Avrupa’dan sizler için 7 LGBT harikasını bir araya getirdik. 2,500 yıla uzanan bu eserler bize günümüzde hala ilham vermeye devam ediyor.

Hadrian’s Villa, Tivoli, İtalya

Hadrian’s Villa, İtalya’da yer alan büyük bir Roma arkeolojik kompleksidir. MS 2. yüzyılın ikinci ve üçüncü on yıllarında ya biseksüel ya da gay olduğu düşünülen Roma İmparatoru Hadrian için yapıldı. 1999 yılında Dünya Mirası olarak da ilan edilmiştir.

Hadrian’s Villa, 2. yüzyılda Roma İmparatoru Hadrian’ın yarattığı klasik binaların olağanüstü bir kompleksi. Yapılar, Mısır, Yunanistan ve Roma mimari mirasının en iyi unsurlarını “ideal şehir” şeklinde birleştiriyor.

Villa Hadrianus, antik Akdeniz dünyasının maddi kültürlerinin en üst düzeyde ifadelerini bir araya getiren bir mimari başyapıt.

Villa Hadrianus’u oluşturan anıtların incelenmesi, Rönesans ve Barok dönem mimarları tarafından klasik mimari öğelerin yeniden keşfinde önemli bir rol oynamıştır. Aynı zamanda birçok 19. ve 20. yüzyıl mimarlarını ve tasarımcılarını da derinden etkilemiştir.

Villa Hadrianus, 1999’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.

Stonewall Inn, New York, USA

New York şehrindeki Stonewall Inn (etrafındaki alan da Stonewall olarak bilinir), 1969’da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gay kurtuluş hareketinin başlangıcını işaret eden Stonewall ayaklanmaları’nın yer aldığı eski kuruluştur. Greenwich Village 51-53 Christopher Street’te bulunmaktadır. Günümüzde ise ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi ve National Historic Landmark listelerinde yer almaktadır.

Eşcinsellerin o dönem gittiği az sayıda bar, polis baskısına kafa tutabilen mafyalar tarafından işletiliyordu. İşte Stonewall Inn onlardan biri. New York’ta hippilerin yoğun olarak bulunduğu Greenwich Village bölgesinde suyu bile akmayan bir işletme. Fakat 28 Haziran 1969’da bara düzenlenen rutin bir polis baskını sırasında çıkan ayaklanmalar eşcinsel haklar hareketinin miladını belirledi. 4 gün süren olaylar sırasında yüzlerce kişi yaralandı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Eşcinseller ilk kez “eşcinsel olmaktan utanmıyoruz” dedi.

Stonewall Inn olaylardan kısa bir süre sonra, mekan aralık ayında kapandı. 2007 yılında restore edilerek yeniden hizmete giren bar 2016 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama tarafından ulusal anıt statüsüne alındı.

Khajuraho Temples, Madhya Pradesh, Hindistan

Eşcinsel ilişkilere dair tarihi kanıtlar genelde ya gömülmüştür ya da bir şekilde saklanmıştır. Ancak Hindistan’da bu durum farklı. Hindistan’da eşcinsel ilişki, tapınak duvarlarına kazılmış bir şekilde bulunuyor.

Hinduizm dünyanın en eski dinlerinden birisi ve bu din, eşcinsellik ile cinsiyet farklılığını her zaman doğal kabul ederek tarih boyunca kutlamıştır.

Khajuraho’daki Anıtlar Grubu, Hindistan’ın Madhya Pradeş Eyaletinde, Jhansi’nin 175 kilometre kadar (109 mil) güneydoğusunda yer alan Hindu ve Jain tapınaklar grubudur. Hindistan’daki UNESCO Dünya Mirası alanlarından da biridir. Tapınaklar, nagara-tarzı mimari simgecilik ve erotik heykelleriyle ünlüdür.

Çoğu Khajuraho tapınağı, Chandela hanedanı tarafından 950 ile 1050 yılları arasında inşa edilmiştir. Tarihsel kayıtlar, 12. yüzyılda Khajuraho tapınak alanında 85 tapınak bulunduğunu ve tapınakların 20 kilometrekarelik bir alana yayıldığını belirtmektedir. Bunların arasında 6 kilometrekarelik bir alana yayılan yaklaşık 25 tapınak bulunmaktadır. Kandariya Mahadeva Tapınağı, günümüze ulaşan tapınaklar arasında karmaşık ayrıntılar, sembolizm ve eski Hint sanatının ifade gücü ile çok sayıda heykelle süslenmiştir.

Lesbos, Yunanistan

Lesbos (Lesvos, Midilli) adası Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunan, dağlık bir Yunan adasıdır. Yunanistan’ın Girit ve Eğriboz’dan sonra en büyük üçüncü adası olan Lesbos, Yunan ana karasından çok Türkiye’nin Ayvalık ilçesine yakın olan il merkezi en büyük kenti Midilli (Mytilene)’dir. Dolayısıyla Osmanlı’dan beri Türkler Lesbos adasına Midilli adını vermişlerdir. Adanın tarihteki en ünlü ismi Barbaros Hayrettin Paşa’dır. Kendisi yarı Arnavut, yarı Yunan (Ortodox Rum değil yarı Bektaşi yarı Musevi) olarak 1467 yılında, Midilli kentinde doğmuştur.

Adanın tarihteki diğer önemli ismi ise eşcinsel kadın şair Sappho’dur.

1800’lü yıllarda arkeolojik kazıların ve tarihi bilgilerin çoğalması, kitapların basılması sonucunda şiirleri okunmaya ve hakkında daha çok şey öğrenilmeye başlanan Lesboslu Sappho’ya atfen, Lesboslu anlamına gelen “lezbiyen (lesbian)” sözcüğü dünya kelime dağarcığına, kadın eşcinsel kadın anlamında girmiştir. Sappho’nun cinsel yöneliminin adanın ismi Lesbos kelimesinin “kadın eşcinsel”i tanımlamakta kullanılması sonucu Lesbos adası ve lezbiyenler neredeyse özdeşleşmiştir.

The Castro, San Francisco, ABD

Castro, ABD’nin San Francisco şehrinin coğrafik merkezinde, Eureka vadisi bölgesinde bulunan mahalledir. Mahalle ABD’nin ve dünyanın en büyük ve en bilinen eşcinsel mahallelerinden birisidir. 1960’lar ve 1970’lerde geçirdiği dönüşümle bir işçi semtinden, eşcinsel hareketinin ve politik aktivizminin en önemli merkezlerinden birine dönüşmüştür.

Alexandria, Mısır

İskenderiye’nin LGBT tarihi gizemlerle doludur. Ancak bu gizemler arasındaki en büyük sır, şehrin kurucusu olan biseksüel Büyük İskender’in mezarının ortadan kaybolmasıdır.

İskender Antik Yunanistan’da Makedon kralıydı. Mısır’daki İskenderiye, bilinen dünyanın çoğunu fethettiği için kendi adının verildiği birçok şehirden birisi olma özelliğine sahipti.

Her ne kadar İskender en az iki kez evlenmiş olsa da tarihçiler İskender’in erkekleri tercih ettiğini düşünmektedir. İskender’in çok önemli en az iki eşcinsel ilişkisi olduğu ve bu ilişkilerin İskender’in evliliklerinden uzun sürdükleri bilinmektedir.

İskender’in ölümünden sonra çocukluk arkadaşı Batlamyus, Mısır’ın yönetimini devraldı ve firavun olarak yönetme meşrutiyetini kanıtlamak için İskender’in cesedini kaçırdı. Nihayetinde Batlamyus’un hanedanı İskender’in türbesini İskenderiye’ye taşıdı ancak modern arkeologlar hala arama yapmaktadır. İskender’in cesedinin tam olarak nerede olduğu hala bilinmemektedir.

Nazizm Altında Zulüm Gören Eşcinseller Anıtı, Berlin

Berlin’in merkezinde yer alan Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı (Denkmal für die ermordeten Juden Europas), Almanya’daki başlıca anma yerlerinden biridir. Gazeteci yazar Lea Rosh ve tarihçi Eberhard Jäckel’in 1980’li yılların sonunda başlattığı bir sivil insiyatife dayanmaktadır. 25 Haziran 1999 tarihinde, Alman Parlamentosu, Peter Eisenman’ın taslağı doğrultusunda anıtın inşa edilmesine ve anıtın bakımı ve korunması için bir federal vakfın kurulmasına ilişkin temel kararı resmileştirmiştir. 1 Nisan 2003 tarihinde inşaata başlanmış ve 12 Mayıs 2005 tarihinde anıt halka açılmıştır.

Anıt 19.000 metrekare büyüklüğünde, 2.711 beton blok içeren bir alandan ve bir bilgi merkezinden oluşmaktadır. Bu merkezde, Dagmar von Wilcken tarafından düzenlenmiş, Avrupalı Yahudilerin soykırımı ve katliamı ve bunları hatırlatan tarihsel anma yerleri üzerine bir sergi sunulmaktadır. Merkez, her yıl yaklaşık yarım milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

3 Haziran 2009 tarihli bir yasa değişikliğinden sonra, Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıt Vakfı, nasyonal sosyalizm döneminde soykırıma uğrayan eşcinseller ve katledilen Sintiler ve Romanlar için yapılan anıtların da bakımı ve korunmasını üstlenmiştir.

Öneriler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

70 Paylaşımlar
Paylaş70
Tweetle
Paylaş
Pin